Sessiz ama yıpratıcı bir tehdit
Kulak çınlaması, birçok kişinin zamanla alıştığını düşündüğü ancak günlük yaşamı fark edilmeden zorlaştıran ve ilerleyen süreçte ciddi psikolojik sorunlara yol açabilen önemli sağlık problemleri arasında yer alıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. İlkay Uzunca, kulak çınlamasının bazı hastalar için yalnızca bir rahatsızlık değil, yaşam kalitesini düşüren ve adeta sessiz bir kabusa dönüşen bir tablo haline gelebildiğini belirterek, tedaviye başlanmadan önce mutlaka ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.
Kulak çınlaması, birçok kişinin zamanla alıştığını düşündüğü ancak günlük yaşamı fark edilmeden zorlaştıran ve ilerleyen süreçte ciddi psikolojik sorunlara yol açabilen önemli sağlık problemleri arasında yer alıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. İlkay Uzunca, kulak çınlamasının bazı hastalar için yalnızca bir rahatsızlık değil, yaşam kalitesini düşüren ve adeta sessiz bir kabusa dönüşen bir tablo haline gelebildiğini belirterek, tedaviye başlanmadan önce mutlaka ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.
Basit bir sorun gibi algılanabilen kulak çınlaması, bazı durumlarda altta yatan ciddi sağlık problemlerinin ilk habercisi olabiliyor. Sürekli ya da aralıklı şekilde hissedilen uğultu, ıslık ya da zil sesi, özellikle gece saatlerinde daha belirgin hale gelerek uyku düzenini bozabiliyor. Bu durum, hastalarda dikkat dağınıklığı, huzursuzluk, yorgunluk ve zamanla anksiyete ile depresyona varan psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Dr. Uzunca, kulak çınlaması şikâyetiyle başvuran pek çok hastada benzer süreçlerin yaşandığını belirterek, “MR görüntülemeleri, işitme testleri ve çeşitli tetkikler yapıyoruz. Ancak birçok vakada çınlamanın net bir nedeni tespit edilemiyor. Uygulanan ilaç tedavilerine rağmen şikâyetlerin devam ettiği hastalarla sıkça karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Son yıllarda özellikle baş dönmesi ve kulak çınlaması tedavisinde nöral terapinin daha yaygın şekilde tercih edilmeye başlandığını dile getiren Uzunca, bu yöntemin özellikle nedeni net olarak ortaya konulamayan vakalarda etkili sonuçlar verebildiğini söyledi. Nöral terapinin sinir sistemi üzerindeki düzenleyici etkisinin, bazı hastalarda çınlama şiddetini azalttığını ya da tamamen ortadan kaldırabildiğini belirtti.
“KULAK ÇINLAMASI TEK BİR NEDENE BAĞLI OLMAYABİLİR”
Kulak çınlamasının her zaman yalnızca kulak kaynaklı bir sorun olmadığının altını çizen Dr. Uzunca, hastaların çok yönlü bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Boyun omurgası rahatsızlıkları, çene eklemi problemleri, geçirilmiş trafik kazaları ya da travmalar, yoğun stres, dolaşım bozuklukları ve sinir sistemiyle ilgili sorunların da kulak çınlamasına neden olabileceğini belirten Uzunca, “Bu nedenle hastayı sadece kulakla sınırlı düşünmek yanlış olur. Sorunun kaynağı bazen çok farklı bir noktadan çıkabiliyor” dedi.
Nöral terapinin sinir sistemi üzerindeki olumlu etkileri sayesinde son dönemde daha fazla tercih edildiğini söyleyen Uzman, bu yöntemin özellikle klasik tedavilere yanıt alınamayan bazı hastalarda yüz güldürücü sonuçlar sağlayabildiğini kaydetti.
“HER HASTA İÇİN AYNI TEDAVİ DOĞRU DEĞİLDİR”
Nöral terapinin her kulak çınlaması vakasında uygun bir seçenek olmayabileceğine de dikkat çeken Dr. Uzunca, tedavi öncesinde detaylı bir hasta değerlendirmesinin mutlaka yapılması gerektiğini vurguladı. Kulak çınlamasına yol açan nedenler net olarak ortaya konulmadan başlanan tedavi süreçlerinin beklenen faydayı sağlamayabileceğini ifade eden Uzunca, yanlış ya da eksik tanının hem tedavi süresini uzattığını hem de hastanın umutsuzluğunu artırabildiğini söyledi.
Kulak çınlaması yaşayan kişilerin bu durumu kabullenmek zorunda olmadığını belirten Dr. Uzunca, erken dönemde uzman desteği almanın tedavide kritik bir rol oynadığını dile getirdi. Uzun süredir devam eden, giderek şiddeti artan ya da günlük yaşamı olumsuz etkileyen kulak çınlaması şikâyetlerinde mutlaka nöroloji ve kulak burun boğaz uzmanlarına başvurulması gerektiğini ifade etti.
Kulak çınlamasının ihmal edilmemesi gereken önemli bir belirti olduğuna dikkat çeken Uzman, multidisipliner bir yaklaşımla ve kişiye özel oluşturulan tedavi planlarının başarı oranını önemli ölçüde artırdığını sözlerine ekledi.
Bakmadan Geçme