Yarım asırlık tecrübesiyle Selimiye'nin ahşap kapılarına hayat veriyor

Dolmabahçe Sarayı'ndan, Çankaya Köşkü'ne kadar birçok yerde unutulmaz çalışmalara imza atan 67 yaşındaki sedefkar ustası Çetin Eser, yarım asırlık tecrübesiyle Mimar Sinan'ın ustalık eseri Selimiye'nin ahşap kapılarındaki yılların yorgunluğunu alarak, aslına uygun şekilde ilk günkü haline getiriyor.

Yarım asırlık tecrübesiyle Selimiye'nin ahşap kapılarına hayat veriyor
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Mimar Sinan'ın ustalık eseri Selimiye Camii'nde 2021 yılında başlayan restorasyon çalışmaları aralıksız olarak devam ediyor. Asırlık caminin hem iç, hem de dış cephesinde detaylı çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalardan birisi de ahşap kapılar üzerinde yapılıyor.  Caminin ana kapısı üzerinde hem sedef hem de kündekari işlemeleri bulunuyor. Ahşap kapılardaki yılların yorgunluğu, sedefkar ustası Çetin Eser'in dokunuşları ve tecrübesiyle siliniyor.

Restorasyon sürecinde çalışmalarda yer alan Türkiye’nin sayılı zanaatkarları, Selimiye’nin ilk günkü gibi görünmesi için ter döküyor.  Daha önce birçok tarihi yapının onarım çalışmasında yer alan 67 yaşındaki sedefkar ustası Çetin Eser, şimdi ise asırlık Selimiye Camii'nin yorgun kapıları için kolları sıvadı.  Türkiye’nin son sedefkar ustalarından birisi olan Eser, işini aşkla sürdürüyor.

Yaşının ilerlemesi sebebiyle daha önce restorasyon çalışmalarında yer almama kararı alan Eser, yüzlerce onarım yaptığını ancak Selimiye kadar eşsiz ve güzel bir esere rastlamadığını söyledi.

50 yıldır sedefkar ustalığı yaptığını fakat yaşının ilerlemesi sebebiyle artık bu işlerde yer almak istemediğini belirten Eser, Selimiye Camisi olmasaydı böyle bir işi asla kabul etmeyeceğini ifade etti.

"Bu işleri hayata döndürüp, geleceğe aktarmanın önemli rolü var"

Bundan sonra hobi olarak bir şeyler yaparsam yaparım diye düşündüğünü aktaran Eser, " Selimiye Camii inanılmaz güzel bir şey, yüzlerce parça elimden geçti. Ticaretini de yaptığım ve piyasasını da bildiğim için bunun kadar güzeli olamaz. Bunun kadar kaliteli bir iş çok nadir, çok özel parça zaten dünya mirası içerisinde UNESCO’da yer alıyor.  Bugüne kadar bu iş üzerine oymasından, uygulanan sistemine ve uygulanan malzemesine kadar çok özel iş. Bundan daha iyisi olduğunu zannetmiyorum. Birçok yerde çok güzel ve özel işler yaptık ama bence zirve budur.  Bu işleri hayata döndürüp geleceğe aktarmanın önemli rolü var. Bu çok güzel ve gurur verici bir durum" ifadelerine yer verdi.

Antika eşya alım satımı da yaptığını aktaran Eser,  “Eskiden sedef işli mobilya ciddi manada masraflı ve değerli eşyaydı. Onun tamirini kendim yapmak için araştırdım epeyi ustalarla iletişime geçtim ama kendi çabam ve kendi araştırmalarımla birkaç yerde gördüklerimi uygulamaya başladım.Zamanla araştırmalar sonrasında işin tekniğini öğrendim ve uygulamaya başladım. Belli bir süre kendim çalıştıktan sonra Sedef ustası olarak Dolmabahçe Sarayına girdim. 17 sene kurucu usta olarak atölyede çalışmalar yaptım. Milli Sarayların eşyalarını restore ettik.  Şuanda atölyede çalışan ustalardan benim yanımda yetişen usta atölye sorumlusu oldu" dedi.

 Emekli olduktan sonra antika işine tekrar geri döndüğünü ve tamir, alım-satımı bir arada götürmeye çalıştığını dile getiren Eser, Bugüne kadar Milli Saraylar dâhilinde özelde de birçok yerde restorasyon yaptığını söyledi.

Daha önce Beylerbeyi Camii’nin minberi ve vaaz kürsüsü restorasyonunda da yer aldığını belirten Eser, Kastamonu’da birkaç caminin minber kapılarını onardığını ifade etti.  Selimiye Cami’nin künde kari kapılarının aslına uygun üzerindeki malzemeleri kullanarak onardığını vurgulayan Eser, daha önce yaptığı çalışmaları anlattı.

Selimiye Camisi’nden Önce Çankaya Köşkü’nde çalıştığını belirten Eser, “Selimiye’den önce Çankaya’da çalıştım. Kurum dâhilinde Atatürk Köşkü'nün eşyalarını yaptım. Ekip olarak Milli Saraylarda ciddi manada 200 küsur parça yaptık. Ekibin başındaydım. Çok özel işlerdi. Atatürk’ün şahsının kullandığı eşyaları restore ettik. Mobilya ağırlıklı" dedi.

"Bize kattığı değere paha biçilmez"

İşine tutkuyla bağlı olduğunu aktaran Eser, mesleğine aşık olduğunu vurguladı. Selimiye Camii’nin kündekari taç kapısının türünün zirvesi olduğunu belirten Eser, “Yıpranmış zamanla eksilmiş parçalarını ilk halini görüp, yıpranmış halini görüp onu restore edip, ayağa kaldırıp, geleceğimize yansıttığımız zaman müthiş bir duygu… O anlatılmaz ve çok güzel bir duygu. Selimiye Camisindeki künde kari taç kapı dediğimiz ana kapısı türünün zirvesidir. Çok özel, çok güzel bir iş. Kullandıkları Selçuklu motifi inanılmaz güzel, işlik çok güzel, onu aslına uygun bir şekilde ayağa kaldırmak; bu insanın gurur duyacağı en güzel işlerden birisi. Bu çalışma bitirilip yerine konulduğu ve biten objeyi gördüğün zaman insan duygulanıyor. Bunun insana kattığı çok büyük bir şeyi var. Bunun da primi budur. Bunun bize kattığı değere paha biçilmez” Şeklinde açıklamada bulundu.

Fahrettin Baydar

Fahrettin Baydar