Kış aylarının vazgeçilmezi
Osmanlı mutfağından günümüze uzanan en özel şifa geleneklerinden biri olan Deva-i Misk Helvası, Edirne'de yüzyıllardır sürdürülen geleneğiyle kış mevsiminde hem kent sakinleriyle hem de şehri ziyaret eden misafirlerle buluşturuluyor.
Yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahip bu özel karışımın yalnızca bir tatlı değil, aynı zamanda Osmanlı'dan miras kalan önemli bir şifa kültürü olduğunu belirten işletmeci Eyüp Seha Uğurluel, havaların soğumasıyla birlikte semaverde ısıtılan sütle hazırlanan Deva-i Misk Helvası'nı vatandaşlara ikram ettiklerini dile getirdi.
Soğuk havaların etkisini göstermesiyle birlikte grip ve nezle gibi mevsimsel rahatsızlıklarda artış yaşanıyor. Hastalıklardan korunmak isteyen vatandaşlar ise geleneksel yöntemlere yöneliyor. Bu yöntemlerden biri de yüzyıllardır şifa kaynağı olarak bilinen Deva-i Misk Helvası oluyor. Özellikle kış döneminde sıcak sütle tüketildiğinde bağışıklığı desteklediğine inanılan bu özel karışım, bir bardak süte yalnızca bir çay kaşığı eklenerek hazırlanıyor. Deva-i Misk Helvası'nın dikkat çeken bir diğer özelliği ise süt içmeyi sevmeyen çocuklara dahi sütü sevdirmesi. İçeriğinde yer alan baharatlar ve bal sayesinde oluşan hoş aroma ve lezzet, ev ortamında hazırlandığında bile kendini hissettiriyor.
Osmanlı mutfağına dayanan köklü geçmişiyle Deva-i Misk Helvası, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte Edirne'de hem yerli halkın hem de turistlerin yoğun ilgisini çekiyor.
Her yıl Eylül ayından itibaren satışlara başladıklarını ve Mart–Nisan ayı sonuna kadar bu geleneği sürdürdüklerini aktaran şekerleme işletmecisi Eyüp Seha Uğurluel, özellikle soğuk günlerde semaverde ısıtılan sütle karıştırılmış Deva-i Misk Helvası'nı vatandaşlara ikram ettiklerini söyledi.
Deva-i Misk Helvası'nın oldukça zengin bir içeriğe sahip olduğuna dikkat çeken Uğurluel, “Bu özel helvanın içerisinde 41 çeşit baharatın yanı sıra Edirne'ye özgü iki farklı Karaçalı balı bulunuyor. Karanfil, zencefil, tarçın ve salep gibi baharatların uyumuyla ortaya çıkan bu karışım, Osmanlı döneminde de şifa niyetiyle tüketilirdi” ifadelerini kullandı.
Deva-i Misk Helvası'nın sütle birlikte içilmesi durumunda vatandaşların akşamları daha rahat uyuduğunu ve sabahları daha zinde uyandığını belirten Uğurluel, “Halsizlik, yorgunluk ve kansızlık gibi şikâyetlerin azalmasına yardımcı olduğu biliniyor. Elbette bu bir ilaç değildir, ancak asırlardır şifa kaynağı olarak kabul edilen bir Osmanlı mirasıdır” dedi.
Evde hazırlandığında etrafa yayılan kokunun hemen fark edildiğini dile getiren Uğurluel, “Misk kelimesi güzel koku anlamına gelir, deva ise şifa demektir. İsmiyle uyumlu şekilde hem kokusu hem tadı hem de etkisiyle gerçekten çok özel bir lezzet ortaya çıkıyor” diye konuştu.
Soğuk havalarla birlikte hastalıkların arttığına dikkat çeken Uğurluel, sütün tek başına bile oldukça faydalı bir besin olduğunu, Deva-i Misk Helvası ile birleştiğinde ise bu faydanın daha da güçlendiğini vurguladı.
Osmanlı'dan günümüze ulaşan bu eşsiz lezzeti yaşatmayı ve tanıtmayı görev edindiklerini belirten Uğurluel, “Biz Deva-i Misk Helvası'nı 'Osmanlı'nın en tatlı şifası' olarak görüyoruz. Hem Edirneli vatandaşlarımızın hem de şehrimize gelen turistlerin ilgisinden son derece memnunuz. İkramlarımız devam ediyor, yiyene de içene de şifa olsun” ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme