Dünya savaşı gibi hastalık
Trakya Üniversitesi Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Topluluğu tarafından bu yıl 5'incisi düzenlenen Beslenme ve Diyetetik Sempozyumu'nda konuşma yapan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, 2040 yılında dünya genelinde 640 milyon diyabetik olacağının varsayılsa da hasta sayısının 1 milyarı aşacağının kesin olduğunu söyledi. Üstündağ, hipertansiyonun her yıl 10 milyon, diyabetin ise her yıl 5 milyon kişiyi öldürdüğüne dikkat çekerek Birinci Dünya Savaşı'nda asker ve sivil toplam 10 milyon insanın hayatını kaybettiğini söyledi.
Trakya Üniversitesi Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Topluluğu'nun güncel yaklaşımlarda diyabet ve çölyak hastalığı konulu 5'inci Beslenme ve Diyetetik Sempozyumu, Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde başladı. Balkan Kongre Merkezi'nde düzenlenen sempozyuma Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Edirne İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Selma Heves Yılmaz, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Aydan Ercan, Trakya Üniversitesi Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Topluluğu Başkanı Kaan Turan, akademisyenler ve öğrenciler katıldılar.
Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm
şehitler anısına bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile
başlayan sempozyumda Trakya Üniversitesi'nin tanıtım videosunun gösterimi
gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını Trakya Üniversitesi Sağlıklı
Beslenme ve Yaşam Topluluğu Başkanı Kaan Turan yaptı. Turan, konuşmasında
sempozyumun amacının öğrencilerin bilimsel programdan çıkarımlar kazanması,
yeni bilgiler öğrenmeleri ve vakitlerini etkin bir şekilde kullanmalarını
sağlamak olduğunu belirterek; 'Toplumumuzda sıklıkla görülen diyabet ve diyabet
hastalıklarını güncel bilgiler ışığında, multidisipliner olarak inceleyeceğiz.
Kant; '˜Bilim, organize edilmiş bilgi; bilgiler de hayattır' demiş. Bizler de
sizlere, organize edilmiş bilgiyi, organize bir şekilde sunmaya çalışacağız'
ifadelerine yer verdi. Turan, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere de
teşekkür etti.
Turan'ın
konuşmasının ardından sempozyumda bir konuşma da Trakya Üniversitesi Sağlık
Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Aydan Ercan
yaptı. Ercan, konuşmasında sempozyumun tüm katılımcılara katkı sağlamasını
dileyerek, katılımcılara teşekkür etti. Ercan'ın konuşmasının ardından
sempozyumda bir konuşma da Edirne İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri
Başkanı Dr. Selma Heves Yılmaz yaptı. Yılmaz, konuşmasında dünyadaki gelişmiş
ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de en çok ölüme ve
sakatlığa neden olan, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen ve sağlık
harcamalarında en büyük payı alan en önemli halk sağlığı sorununun bulaşıcı
olmayan hastalıklar olduğuna dikkat çekerek; 'Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde
de fazla kilolu olma ve obezite görülme sıklığı giderek artmaktadır. Beslenme
ve yaşam tarzındaki yanlışlıklara bağlı son yıllarda çocuklarda ve yetişkinlerde
TİP-2 diyabet sıklığı artmaktadır' dedi.
'Türkiye'de ilk 20'deyiz'
Sağlık Bakanlığı'nın kronik hastalıklar ve obeziteyle
mücadele etmek amacıyla birçok program geliştirdiğini söyleyen Yılmaz; 'İl
Sağlık Müdürlüğü olarak da ilimizde bu programları yürütüyoruz. Obeziteyle,
kronik hastalıklarla mücadele özellikle çocukluk çağından itibaren
kazandırılacak sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamla önlenebilir. Bunun için
de Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Programı, bakanlığımız tarafından
uygulanmaktadır. Bu program dâhilinde obezite ile mücadele okullarımız, obezite
bilgilendirme sınıflarımız, sağlıklı hayat merkezimiz de var. Bunların dışında
okullarımızda özellikle çocuklarımızın yaşam tarzı kazanması açısından
ilkokuldan itibaren bu bilinci oluşturmak ve onlara yaşam tarzı haline getirmek
için Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortak yürüttüğümüz beslenme dostu okul
programlarımız var. Bu programlarda çocuklarımıza, öğretmenlerimize obeziteye
yönelik kronik hastalıklar, diyabet, hipertansiyona yönelik birçok eğitim
yapıyoruz. Eğitimlerden sonra okullarımızda belirlenen kriterler dâhilinde
beslenme dostu okul unvanını veriyoruz. Ne mutludur ki Edirne İl Sağlık
Müdürlüğü olarak beslenme dostu okul sayısında Türkiye'de yapılan oranlamalarda
ilimiz ilk 20 il arasında ödüllendirilmiştir. Burada İl Milli Eğitim
Müdürlüğü'nü de kutluyorum. 300 ilkokul arasından 93 tane beslenme dostu
okulumuz vardır. Bu okulların, bu yıl yüzde 90'lara çıkacak şekilde planlaması
da yapılmıştır ve eğitimlerimiz de devam etmektedir' sözlerine yer verdi.
Örnek okul Alper Yazoğlu
Çocuklara,
çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenme ve hareketliliğin kazandırılması
gerektiğini vurgulayan Yılmaz; 'Ailelerimize de bu konuda iş düşüyor. Bir
başarı örneğini paylaşmak istiyorum. Edirne'de Kırkpınar Ağası Alper Yazoğlu
İlkokulu, beslenme dostu okul unvanı alan okullarımız arasındadır. Bu
okulumuzda, anneler, duyarlılık hissederek ve bu konuyu önemseyerek, ayda bir
kez ev yemekleri yapıyorlar. Okulda yapan sınıf hangisiyse bizi de davet
ediyorlar ve annelerimizin hazırladığı ev yemeklerini, çocuklarımızla birlikte
yiyoruz. Bu şekildeki etkinliklerin artmasını diliyoruz. Bu alışkanlıkların
mutlaka yaygınlaştırılması ve ailede, çocukluktan itibaren aşılanması lazım'
dedi.
'50 kişiyi programa kabul ediyoruz'
Obezite
okulunda gerçekleştirilen çalışmaları da açıklayan Yılmaz; 'Edirne'de 2 tane
sağlıklı hayat merkezimiz var. Sağlıklı hayat merkezimizde önce obezite
okulumuza ilan veriyoruz. Başvurularda vücut kitle endeksi uygun, hareket
kabiliyeti ve bu programa uyum sağlayabilecek olanların başvurularını alıyoruz.
Ekiplerimiz, başvuranları değerlendiriyorlar ve bir mülakattan geçiriyorlar.
Edirne'de her programa 110-120 başvurumuz oluyor ama 50 civarında kişiyi kabul
edebiliyoruz. 3-5 kilo verdikten sonra genelde 45 kişi programa devam ediyoruz.
Bu programda gelen kişilerin tahlilleri yapılıyor. Halk sağlığı uzmanlarımız
tarafından değerlendiriliyor. Diyetisyenle bireysel bir beslenme programı
hazırlanıyor. Bireysel ya da toplu bir etkinliğe katılabilecekse bunlar
değerlendiriliyor. Arkasında eğer isterse, gönüllülük esasına göre psikologla
görüşmelerini yaptırıyoruz. Bundan sonra da programımız başlıyor. Spor
salonumuzda aktivitelerimizi yaptırıyoruz. Ayrıca tartan pistte yürüyüş
saatlerimiz var. Ayrıca Belediye Başkanlığı tarafından parklarda kurulan
aletler var. Onların da doğru kullanımı ile ilgili dersler veriliyor. Bu
eğitimin sonunda kişilere yaşam tarzı olarak sağlıklı beslenmeyi ve hareketli
yaşamı, yaşam bilinci olarak kazandırmaya çalışıyoruz. Program bittikten sonra
bir kez daha katılmak isteyenlerin talepleri geliyor ama başkalarına da şans
vermemiz gerekiyor' ifadelerine yer verdi.
'2040'ta dünyada 1 milyarı aşacak'
Yılmaz'ın
konuşmasının ardından sempozyumda bir konuşma da Trakya Üniversitesi Sağlık
Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ yaptı. Üstündağ,
konuşmasında Türkiye'de beslenme ve beslenme bozukluklarına bağlı kronik
hastalıkların giderek yaygınlaştığını söyleyerek; 'Ülkemiz, dünya genelinde,
kronik böbrek hastalığının en hızlı yaygınlaştığı 8'inci ülke durumundadır.
Hipertansiyon, modern çağın vebası durumuna gelmiş vaziyettedir. Hangi ilimizde
olursak olalım, 18 yaşın üzerindeki 100 kişiden 30'dan fazlasının hipertansif
olduğunu görüyoruz. 50-54 yaş aralığında insanları değerlendirdiğimizde, bu
alanın yüzde 50'yi aştığını, yani neredeyse hipertansiyon olmamanın anormal
durum olduğunu görüyoruz. 2000 yılında ne kadar diyabetik hasta olduğu
araştırıldığında yaklaşık 285 milyon diyabet olduğunu görülmüştü. 2030 yılında
bu rakamın 440 milyona ulaşacağı varsayılmıştı ve bundan büyük endişe
duyulmuştu. 2015 yılına gelindiğinde dünyadaki diyabetiklerin sayısı bir kez
daha araştırıldı ve 415 milyona ulaştığı görüldü. Yani 30 yılda alınacak yol,
sadece 15 yılda alınmıştı. Şimdi 2040'a geldiğimizde dünya genelinde 640 milyon
diyabetik olacağı varsayılıyor ki 1 milyarı aşacağı neredeyse kesindir' dedi.
Birinci Dünya Savaşı kadar ölümcül
Hipertansiyon ve diyabetin körlük anlamına geldiğini
açıklayan Üstündağ; 'Bu hastalıklar amputasyonlar, inme, kalp krizi demektir.
Hipertansiyon, her yıl 10 milyon ölüm demektir. Diyabet, her yıl 5 milyon ölüm
demektir. Birinci Dünya Savaşı'nda, tüm savaş boyunca dünyanın kaybı 10 milyon
olmuş. Sadece asker kayıpları değil, bütün kayıpları dikkate aldığımızda 10
milyon rakamı ortaya çıkıyor. Hipertansiyon şu anda her yıl 10 milyon kişiyi,
diyabet her yıl 5 milyon kişiyi aramızdan alıp götürüyor. Obezite aldı başını
gidiyor. Bu nedenle sadece bu toplantının düzenlenmesini değil, temasını da çok
anlamlı buluyorum. Umuyorum ki bu toplantı; bir taraftan öğrencilerimizin
bilgilerini artıracak, bir taraftan da Edirne'den başlayarak Trakya ve tüm
ülkemize beslenme bozukluklarıyla ilgili hastalıklar hakkında farkındalığı
artırmaya katkıda bulunacak' sözlerine yer verdi.
'Diyabet halk sağlığı sorunu haline geldi'
Üstündağ'ın
konuşmasının ardından sempozyumda Batuhan Işık, Batuhan Kaymaz ve Emre Özlü'den
oluşan Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Trio grubu, mini bir konser
verdi. Konserin sonunda üçlüye, Doç. Dr. Aydan Ercan teşekkür belgesi takdim
etti. Sempozyumda ilk sunumu ise Uzman Diyetisyen Selda Seçkiner, diyabet tanı,
tedavi ve izlem, algoritmalar eşliğinde diyabette tıbbi beslenme tedavisi
konusunda yaptı. Seçkiner, diyabetin halk sağlığı sorunu haline geldiğini ve
sağlıklı beslenmenin bir yaşam şekli olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Sempozyumda Seçkiner'in yanı sıra Dr. Öğr. Üyesi Özge Küçükerdönmez de sunum
gerçekleştirdi. Sempozyum bugün devam edecek.
Bakmadan Geçme