Türk ata sporuna Yunanistan'dan sahiplenme girişimi
Yunanistan'ın Selanik kenti yakınlarındaki Sohos köyünde düzenlenen yağlı güreş etkinliğinde, Türk ata sporu yağlı güreş 'antik Yunan sporu' olarak tanıtıldı. Davul-zurna eşliğinde peşrev çeken Yunan güreşçilerin kullandığı ifadeler ve yapılan açıklamalar Türkiye'de tepkiyle karşılandı.
Yunanistan’ın Selanik yakınlarındaki Sohos köyünde gerçekleştirilen geleneksel yağlı güreş organizasyonu, yapılan tanıtım nedeniyle tartışmalara yol açtı. Etkinlikte yağlı güreşin “antik Yunan sporu” olduğu öne sürülürken, organizasyonda kullanılan Türk güreş kültürüne ait birçok unsur dikkat çekti.
Müsabakalarda çayıra çıkan Yunan güreşçiler, Türk yağlı güreşlerinde olduğu gibi davul-zurna eşliğinde peşrev çekerek mücadelelere başladı. Organizasyonda kıspet için “kispedis”, pehlivan için ise “Pachlivanis” ifadelerinin kullanılması da dikkatlerden kaçmadı.
Etkinliği takip eden bazı katılımcılar ve organizasyon temsilcileri, gazetecilere yaptıkları açıklamalarda yağlı güreşin antik Yunan geleneğine ait olduğunu savundu. Bu açıklamalar sosyal medyada ve Türk kamuoyunda kısa sürede geniş yankı uyandırdı.
Daha önce çeşitli Türk yemekleri ve kültürel değerlerle ilgili benzer sahiplenme tartışmaları yaşayan iki ülke arasında, bu kez de yağlı güreş üzerinden yeni bir polemik yaşandı. Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, yağlı güreşin yüzyıllardır Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak iddialara tepki gösterdi.
Yağlı güreş geleneği, rivayetlere göre 1346 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’nın Rumeli seferi sırasında başlıyor. Sefer dönüşünde güreşe tutuşan Ali ve Selim adlı iki kardeş pehlivanın daha sonra Edirne yakınlarındaki Ahıköy’de günler süren mücadelenin ardından hayatını kaybetmesiyle oluşan efsane, Kırkpınar’ın doğuşu olarak kabul ediliyor.
Anlatıya göre, pehlivanların defnedildiği yerde yıllar sonra gür bir pınar ortaya çıkıyor ve bölge “Kırkpınar” adıyla anılmaya başlanıyor. Edirne’nin fethinden sonra Sultan I. Murad’ın güreşçiler tekkesi kurdurmasıyla birlikte Kırkpınar Yağlı Güreşleri gelenek haline geliyor ve her yıl düzenlenmeye başlanıyor.
Osmanlı döneminde yalnızca bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda büyük bir panayır niteliği taşıyan Kırkpınar’da güreşlerin yanı sıra at yarışları ve çeşitli sportif etkinlikler de gerçekleştiriliyordu. Tarih boyunca savaşlar ve işgaller nedeniyle bazı yıllarda yapılamayan organizasyon, Cumhuriyet döneminde 1924 yılında Sarayiçi’nde yeniden düzenlenerek günümüze kadar kesintisiz şekilde yaşatıldı.
Yağlı güreşin en önemli simgelerinden biri olan kıspetin adı, Arapça “kisvet” yani “giysi” kelimesinden geliyor. Manda ya da dana derisinden üretilen kıspet, pehlivanların mücadele sırasında giydiği özel bir giysi olarak biliniyor. Tarihçiler, kıspetin kökenlerinin Orta Asya Türk kültürüne ve İskitlere kadar uzandığını belirtiyor. Bu yönüyle yağlı güreş ve kıspet, Türk spor ve kültür tarihinin en önemli mirasları arasında gösteriliyor. Esra Jalil