Stres ve uykusuzluk kalbi etkiliyor

Halk arasında 'kalpte tekleme', 'atım atlama' ya da 'boşluğa düşme hissi' olarak ifade edilen ritim düzensizlikleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, bu durumun çoğu zaman zararsız olsa da bazı hastalarda ciddi kalp rahatsızlıklarının habercisi olabileceğini söyledi.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Kalbin normal ritminden önce meydana gelen ekstra kasılmaların tıpta “ekstrasistol” olarak adlandırıldığını belirten Dr. Gül, hastaların bu durumu genellikle ani çarpıntı, kalpte tekleme veya kısa süreli boşluk hissi şeklinde tarif ettiğini ifade etti.

Erken atımların kaynağına göre iki farklı gruba ayrıldığını aktaran Dr. Gül, kulakçıklardan kaynaklanan atriyal erken vuruların (AES) çoğu zaman belirti vermeden seyrettiğini, karıncıklardan kaynaklanan ventriküler erken vuruların (VES) ise daha belirgin hissedildiğini ve güçlü çarpıntılara neden olabildiğini söyledi.

Günlük yaşamda sık karşılaşılan stres, düzensiz uyku, aşırı kafein tüketimi, sigara ve alkol kullanımının erken atımları tetikleyebileceğine dikkat çeken Dr. Gül, tiroid hastalıkları, kansızlık ve elektrolit dengesizliklerinin de ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirtti.

Özellikle kalp krizi geçirmiş, kalp yetmezliği bulunan veya kalp kapak hastalığı olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Dr. Gül, bu kişilerde erken atımların daha ciddi ritim bozukluklarına dönüşme riskinin bulunduğunu kaydetti.

Erken atımların her zaman tehlikeli olmadığını ancak bazı belirtilerle birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Gül, günlük kalp atımlarının yüzde 10’undan fazlasını oluşturan erken vuruların, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi şikayetlerle birlikte ortaya çıkması halinde kardiyoloji uzmanına başvurulmasının önem taşıdığını söyledi.

Günümüzde EKG ve 24 saatlik Holter cihazları sayesinde ritim bozukluklarının kolaylıkla tespit edilebildiğini belirten Dr. Gül, gerektiğinde ekokardiyografi ve kardiyak MR gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden de yararlanıldığını dile getirdi.

Her ventriküler erken vurunun tedavi gerektirmediğinin altını çizen Dr. Gül, seyrek görülen vakalarda çoğu zaman sadece takip yeterli olurken, yoğun erken atım yaşayan veya eşlik eden kalp hastalığı bulunan kişilerde tedavinin gerekli olabileceğini ifade etti.

Tedavide ilk aşamanın yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu belirten Dr. Gül, düzenli egzersiz yapılması, ideal kiloya ulaşılması, sigara ve alkolün bırakılması ile kafein tüketiminin azaltılmasının birçok hastada şikayetleri önemli ölçüde azalttığını söyledi.

Yaşam tarzı düzenlemelerinin yetersiz kaldığı durumlarda ilaç tedavisinin gündeme geldiğini aktaran Dr. Gül, bazı hastalarda ise ritim bozukluğuna neden olan odakların ablasyon yöntemiyle ortadan kaldırılabildiğini kaydetti.

Ablasyon tedavisinin uygun hastalarda kalıcı çözüm sağlayabildiğini ifade eden Dr. Gül, özellikle 24 saatlik ritim kaydında erken atımların toplam kalp atımlarının yüzde 10’unu geçtiği vakalarda bu yöntemin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kalpte tekleme ve çarpıntı şikayetleri yaşayan kişilerin gecikmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmalarını önerdi.