Metabolik sendrom modern çağın sessiz tehlikesi
Nöroloji Uzmanı Dr. Alev Vatan, son yıllarda görülme sıklığı hızla artan obezite ve metabolik sendromun, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını söyledi. Hareketsiz yaşam biçimi ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını belirten Vatan, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Metabolik sendromun; insülin direnci, yüksek tansiyon, kolesterol ve kan yağlarındaki bozuklukların bir arada görülmesiyle ortaya çıktığını dile getiren Dr. Vatan, bu durumun kalp krizi, felç ve diyabet riskini önemli ölçüde artırdığını kaydetti.
Obezitenin yalnızca kilo fazlalığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Vatan, aşırı kilonun vücudun birçok sistemini olumsuz etkilediğini söyledi. Obez bireylerde tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, uyku apnesi ve hormonal bozuklukların daha sık görüldüğünü belirten Vatan, depresyon ve bazı kanser türlerinin görülme riskinin de arttığını ifade etti.
Metabolik sendrom ile obezitenin çoğu zaman birlikte görüldüğünü belirten Dr. Vatan, kilo artışına paralel olarak sağlık risklerinin de yükseldiğini dile getirdi.
Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların daha az hareket ettiğini belirten Vatan, masa başında geçirilen uzun saatler, hazır gıda tüketiminin yaygınlaşması, sigara kullanımı ve yoğun stresin metabolik sendromun ortaya çıkmasında etkili olduğunu söyledi. Bu nedenle metabolik sendromun bazı uzmanlar tarafından “Yeni Dünya Sendromu” olarak tanımlandığını aktaran Vatan, yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Genetik faktörlerin de hastalığın gelişiminde rol oynadığını belirten Dr. Vatan, ailesinde diyabet, obezite, hipertansiyon veya kolesterol yüksekliği bulunan kişilerin risk grubunda yer aldığını ifade etti. Genetik yatkınlığın çevresel faktörlerle birleşmesi halinde hastalığın ortaya çıkma olasılığının arttığını belirten Vatan, erken dönemde alınacak önlemlerin önemine dikkat çekti.
Metabolik sendromun en ciddi sonuçlarının kalp ve damar sistemi üzerinde görüldüğünü belirten Vatan, bu hastalarda kalp krizi ve inme riskinin belirgin şekilde yükseldiğini kaydetti. Kan şekeri henüz diyabet düzeyine ulaşmamış olsa bile ilerleyen yıllarda diyabet gelişme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade eden Vatan, metabolik sendromun erken tanınması ve kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.
Obezite ve metabolik sendromla mücadelede yaşam tarzı değişikliklerinin temel rol oynadığını belirten Dr. Alev Vatan, düzenli egzersiz yapılması, sağlıklı ve dengeli beslenilmesi, ideal kilonun korunması ve günlük fiziksel aktivitenin artırılması gerektiğini ifade etti. Hazır ve yüksek kalorili gıdalardan uzak durulmasını öneren Vatan, aşırı tuz ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, yeterli su içilmesi, sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmesi ve alkol kullanımından kaçınılmasının önemine dikkat çekti.
Metabolik sendromun önümüzdeki yıllarda daha büyük bir halk sağlığı sorunu haline gelebileceğini belirten Dr. Vatan, bireysel önlemlerin yanı sıra toplum genelinde sağlıklı yaşam bilincinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, özellikle çocukluk çağından itibaren doğru beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.