'Gece Yanığı'na Dikkat !
Nöroloji Uzmanı Dr. İlkay Uzunca, toplumda 'gece yanığı' adıyla bilinen zona hastalığının basit bir deri rahatsızlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Genellikle vücudun tek tarafında, belirli bir sinir hattı boyunca görülen ve içi sıvı dolu ağrılı kabarcıklarla ortaya çıkan hastalığın, kişinin yaşam konforunu ciddi ölçüde bozabildiğini söyledi.
Zona vakalarının çoğunlukla bağışıklık sisteminin zayıfladığı dönemlerde ya da yoğun stres altında ortaya çıktığını ifade eden Uzman Dr. Uzunca, hastalığın yalnızca ciltte oluşan döküntülerden ibaret sanılmasının yanlış olduğunu vurguladı. Asıl problemin, suçiçeğine neden olan virüsün sinir köklerine yerleşerek yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesi olduğunu dile getirdi.
Çocukluk çağında geçirilen suçiçeği enfeksiyonunun etkeni olan virüsün, ilerleyen yıllarda tekrar harekete geçerek zonaya yol açtığını belirten Uzunca, “Hastalık çoğunlukla tek taraflı ve kuşak biçiminde yayılan döküntülerle birlikte şiddetli yanma ve batma hissi oluşturur. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı süreçlerde virüs aktifleşir ve belirtiler başlar. Bu nedenle erken tanı ve antiviral tedavi büyük önem taşır” dedi.
Zona hastalarında en belirgin şikâyetin yoğun ağrı olduğuna dikkat çeken Uzman Dr. Uzunca, bu ağrının klasik ağrılardan farklı seyrettiğini ifade etti. Sinir dokusunun etkilenmesi nedeniyle yanma, batma ve elektrik çarpmasına benzer hislerin yaşandığını belirten Uzunca, bazı hastaların kıyafet temasına dahi tahammül edemediğini ve özellikle geceleri uyku sorunu yaşadığını söyledi.
Hastalığın en sık gövde bölgesinde görüldüğünü aktaran Uzunca, yüz ve göz çevresinde gelişen vakalarda ise daha ciddi sonuçların ortaya çıkabileceğini kaydetti. Göz çevresindeki sinirlerin etkilenmesi durumunda görme sorunları, işitme ve denge kaybı gibi komplikasyonların yaşanabileceğini, nadir durumlarda enfeksiyonun yayılabileceğini ifade etti.
Uzman Dr. Uzunca, döküntüler iyileştikten sonra da ağrının sürebilmesinin zonada karşılaşılan önemli sorunlardan biri olduğunu belirtti. Tıpta “postherpetik nevralji” olarak adlandırılan bu durumun özellikle ileri yaştaki hastalarda aylar hatta yıllar boyunca devam edebildiğini söyledi.
“Bazı hastalarda deri bulguları tamamen kaybolsa bile ağrı sürebilir. Bunun nedeni sinir hücrelerinde oluşan ağrı hafızasıdır. Sinir sistemi bu ağrıyı kaydeder ve hasta uzun süre bu durumla mücadele etmek zorunda kalabilir. Bu tablo, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür” diye konuştu.
Zona tedavisinde antiviral ilaçlar ve ağrı kesicilerin yanı sıra nöral terapi yönteminin de uygulanabildiğini belirten Uzunca, özellikle kronikleşen ağrılarda bu yöntemin etkili olabildiğini söyledi.
Nöral terapinin, lokal anestezik maddelerin belirli noktalara uygulanması yoluyla sinir sisteminin yeniden düzenlenmesini hedeflediğini anlatan Uzunca, “Bu yöntemle sinir hücrelerinde oluşan ağrı hafızasını silmeyi amaçlıyoruz. Tedavi sonrasında hastalarda belirgin rahatlama hatta ağrının tamamen ortadan kalkması mümkün olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Zona gelişiminde bağışıklık sisteminin zayıflaması ve yoğun stresin belirleyici rol oynadığını dile getiren Uzman Dr. Uzunca, uykusuzluk, kronik rahatsızlıklar ve ileri yaşın da risk faktörleri arasında bulunduğunu kaydetti.
“Çocuklukta geçirilen suçiçeği virüsü vücutta uzun yıllar pasif halde kalabilir. Bağışıklık sistemi zayıfladığında yeniden aktifleşerek zonaya neden olur. Bu nedenle stres kontrolü ve güçlü bir bağışıklık sistemi korunmada kritik öneme sahiptir” dedi.
Yanma, batma ve tek taraflı ağrı gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Uzman Dr. Uzunca, erken müdahalenin hem hastalık sürecini kısalttığını hem de kalıcı ağrı riskini azalttığını belirtti.
Uzunca, zonanın yalnızca geçici bir cilt problemi olmadığını, sinir sistemini etkileyen ciddi bir enfeksiyon olduğunu ifade ederek, doğru ve zamanında tedaviyle hem hastalığın hem de sonrasında ortaya çıkabilecek kalıcı ağrıların kontrol altına alınabileceğini sözlerine ekledi.