Edirne 8°C
Video Galeri Foto Galeri Arşiv Künye RSS
Ana Sayfa Edirne Keşan Uzunköprü İpsala Havsa Meriç Enez Süloğlu Lalapaşa Spor Trakya Sağlık Bilim-Teknoloji
 
Dışlanan Oyunlar: 2) Reis Bey - Edirne Gündem Gazetesi
Ana Sayfa » Yazarlar » Recep Duymaz
Recep Duymaz Recep Duymaz
rduymaz@gmail.com
Dışlanan Oyunlar: 2) Reis Bey 15.11.2019 - 09:59:50
Reis Bey piyesinin ikinci perdesi, yine Mecidiye Oteli’nin lobisinde başlar.



                Açık bırakılmış radyodan bir kadın sesi, Nişantaşı cinayetindeki büyük hukuk hatasından sonra, tarihteki meşhur hukuk hatalarını lobinin her köşesinden duyulabilecek şekilde yüksek sesle anlatır. Bu arada Mübaşir, Otel Kâtibi’ne, hiç evlenmemiş olan, bir bavuldan başka malı mülkü olmayan ve çalışma hayatı boyunca hep otellerde kalmış olan Reis Bey’in adliyeden çağırıldığını bildiren bir yazı getirmiştir. Bunların yanına gelen otelin Taşralı Müşteri’si söze karışır. Otel Katibi, kendisine bir mektup geldiğini söylerek mektubu verir. Taşralı Müşteri, mektubu açınca kaçkın kızından geldiğini görür. Kızı, gazetelerde babasının kendisini aramak için Samsun’dan İstanbul’a geldiğini okumuştur. Babasına kendisini aramaktan vazgeçmesini söyler ve ailesininkinden başka kafa taşıyan bir gencin ailesinden uzaklaşmasını mazur görmesini ister. Bu sözleri okuyan baba, hemen oracıkta yıkılır.

O sırada hole gelen İkinci Bar Kızı’nın anlattıklarından, Savcı’nın Nişantaşı cinayetinin içyüzünü nasıl ortaya çıkardığı anlaşılır. Verdiği kararın yanlışlığı anlaşılınca Reis Bey, beyninden vurulmuşa döner. Emekliye ayrılır. Günlerce oteline dönmez. Hakimlerin yanlış kararlar verebileceklerinin ortalığa yayılması üzerine umuda kapılan Yeldirmeli Kadın da, oğlunun temyize giden mahkumiyet kararının, yanlış olabileceğinden bahisle düzeltilmesi için Reis Bey’den yardım istemeye gelmiştir. Günler sonra Reis Bey, otele geldiğinde bütün bu mazlumlara bu sefer, önceki karşılaşmalarındakinin tam aksine bir davranış gösterir, onlara acır ve yardımcı olmaya çalışır. Emekli ikramiyesini ölüme mahkum ettiği delikanlının dadısına bağışlar. Herkes onun bu duygusal dönüşümüne, “kurt” iken “koyun” oluşuna hayret eder.

Bütün bu olanlardan sonra Reis Bey, çalışma hayatı boyunca kaldığı ve evi bildiği otele gelmeyi seyrekleştirir. Günlerini, idam kararını verdiği gencin uğrak yerleri olan meyhane ve kumarhanelerde geçirmeye başlar. Oralardaki insanlara acıma duygusunun yüceliğini anlatır. Yankesici, kumarbaz, dolandırıcı, katil ve hırsızlarla “Acıyanlar ve Acınanlar Derneği”ni kurar. Onlarla sık sık toplanarak konuşmalar yapar ve insanda asıl duygunun acımak duygusu olduğunu anlatır. Bir gece yine böyle duygulu ve heyecanlı bir konuşmadan sonra dinleyicilerin ellerindeki suç aletlerini getirip teslim etmelerini ister. Onlar da birer birer ellerindeki kesici ve patlayıcı aletleri ona verirler. Tam o sırada Kumarhane basılır. Reis Bey’in üzerinde beş bıçak, bir tabanca ve 80 gram eroin bulunur!.. Reis Bey tutuklanır.

Piyesin üçüncü perdesi, aralarında Reis Bey’in de bulunduğu hapishanenin en azılı suçluların tutulduğu Beşinci koğuşta başlar. Karaborsacı, Katil, Yankesici ve Sahte Hakim hapishane hayatında mahkumlara en zor gelen şeyin zamanın geçmesi olduğu üzerinde konuşurlar. Çay içmek, maltada volta atmak, akşamları lambaların yakıldığını görmek ve sayıma çıkmak o monotonluğu ve durağanlığı kısmen gideren başlıca hareketlerdir.

Kumarhane baskınında suçüstü yakalananlar mahkemeye çıkarılır. Mahkeme başkanı hakim, ilk sözü Reis Bey’e verir. Reis Bey: Merhamet, lügat kitabında bir kelimeden ibaret görünür. Onu öğretmek, insanlara acımayı belletmekle başlar. Bu noktadan itibaren ince yöntemlerle o kadar ileri gitmek gerekir ki sonunda insanı kötülük etmeye iktidarsız hale getirmek gerekir. İnsanın içinde acımak duygusu hakim olursa o insandan artık zulüm çıkmaz.

Savcı, Reis Bey’in sözlerine itiraz eder. Onun bir zamanlar akıl, mantık ve dış kanun ölçülerinin yegane gerçek olduğuna dair kesin inançlara sahip ve bunları titizlikle uygulayan bir hakim iken, sonradan bitirim yerlerinde ipten, kazıktan kurtulmuş insanlar arasında eroin çetesi kuracak kadar alçalmış bir kimse olduğunu anlatır. Reis Bey, savcıya hak verdiğini söyler. Bitirim yerine gidişi, orada silahlar ve cebinde eroinle yakalanışı, kanuna güven verici şekilde açıklanamayacağını kabul eder. Halbuki o, çekmekte olduğu vicdan azabının tesellisini, kurbanının muhitinde aramak için oralara gitmiştir. Söyleyebileceği tek şey, kendisinin bu hareketi, ne oranda yapabileceğinin takdirini hakimden istemektir.

Reis Bey savunmalarında bir “Af ve Merhamet Tezi” ortaya koyar. Bu tezin özü, bir insan hakkında idam kararı verirken yargımızı, sadece akıl, mantık ve kanunun dış hükümlerine dayandırmamak; “merhamet duygusu”nun varlığına da iman etmektir. “Herkesi bağışlamaya, her şeyi merhamete lâyık görmeye hazır” olmalıyız. Bunun tek istisnası kendisidir. İnsanlar hakkında karar verirken asla sadece kanun maddelerinin dış yüzüne bakmak, şahitlerin sözlerine hemen inanmak ve olayların akışına, hele siyasal gidişe uyarak karar vermek, gerçekler ortaya çıkınca, vicdanımızın pişmanlık dikenleriyle kanatılmasını kabul etmek demektir. Bu yoldaki sözlerini daha da ileri götürerek cebinde çıkan eroin suçunu da yüklenince, kumarhane garsonu dayanamaz, mahkeme salonunda bulunduğu yerden kalkıp Savcı’ya doğru gider, Reis Bey’in cebine eroini “Ben koydum” diyerek suçunu itiraf eder ve teslim olur. Diğerleri de aynı yolda davranınca Reis Bey’in suçsuz olduğu ortaya çıkar, ceza almaktan kurtulur.   

Reis Bey’in gerek savunmalarında hukuk ve adalete dair derin düşüncelerini, gerek özellikle idamına karar verdiği gencin gittiği bitirim yerlerinde toplanan insanlarda merhamet duygusunu canlandırma yolunda yaptığı faydalı çalışmalarını Baro,  takdir etmiş ve ona merhameti sembolize eden defne dalından yapılmış bir levha vermeyi kararlaştırmıştır; fakat o, bu levhayı reddeder. Böyle davranmakla, verdiği yanlış hukuk kararının kalbinde meydana getirdiği pişmanlık uçurumunu, hiçbir güzel söz, davranış veya maddi imkânın dolduramayacağını yaşayarak gösterir.           

       

               

 



Kaynak: Recep Duymaz 462 Kişi tarafından okundu.
Yazdır Yorum Ekle
1 2 3 4 5 Bu yazıya toplam 10 puan verildi.

Yorumlar  ( 0 ) yorum
İlk yorumlayan siz olun. Yorum yapmak için tıklayınız.
Bu Yazara Ait Diğer Yazılar
Hatıra Kitabından Hatıralar 6.12.2019
“Vefa”nın Yazılı Örneği 29.11.2019
Türkçenin Ses Bayrağı 22.11.2019
Dışlanan Oyunlar: 2) Reis Bey 15.11.2019
Dışlanan Oyunlar: 1) Reis Bey 8.11.2019
Dışlanan Üç Oyun 1.11.2019
Bilinç Yüklü Metinler 25.10.2019
Öğrenmenin Zevkini Yaşamak – 3 18.10.2019
Öğrenmenin Zevkini Yaşamak: 2 11.10.2019
Öğrenmenin Zevkini Yaşamak 4.10.2019
Güzelliklere Açılış 27.9.2019
Büyüyen Beklentiler 24.5.2019
Yoksulun Yanında Olan Kurum: Vakıf 17.5.2019
Bilgi mi, Duygu mu Daha Etkileyicidir - 2 10.5.2019
Bilgi mi, duygu mu daha etkileyicidir? 3.5.2019
Anket
Edirne haberlerini nasıl ve nereden takip ediyorsunuz?

Yerel Gazete 58
Web Siteleri 88
Facebook 109
Twitter 6
Instagram 3
Youtube 8


Ankete 272 kişi katıldı
Tüm Yazarlar
Murat Savaş
Kuzuların sessizliği
Murat Savaş

Recep Duymaz
Hatıra Kitabından Hatıralar
Recep Duymaz

Cüneyt Özdemir
Gümrük; bir ülkenin önsözü
Cüneyt Özdemir

Namık K. Döleneken
İsveç’te belediye başkanı olmak…
Namık K. Döleneken

Nefize Ramadan
Güzellik Nedir?
Nefize Ramadan
Künye
Arşiv
Sitene Ekle
Gizlilik Politikası
Rss Listesi
Video Galeri
Foto Galeri
Sinema
Firma Rehberi
Köşe Yazarları
Edirne
Keşan
Uzunköprü
İpsala
Havsa
Meriç
Enez
Süloğlu
Lalapaşa
Spor




Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberler izinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

© Copyright - 2005-2019 Edirne Gündem Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır.


Tasarım & Kodlama
Sabri KÖK
Sitemiz abonesidir.