Edirne 9°C
Video Galeri Foto Galeri Arşiv Künye RSS
Ana Sayfa Edirne Keşan Uzunköprü İpsala Havsa Meriç Enez Süloğlu Lalapaşa Spor Trakya Sağlık Bilim-Teknoloji
 
Burada çocuklara yasak yok! - Edirne Gündem Gazetesi
Ana Sayfa » Edirne
Burada çocuklara yasak yok! 8.8.2019 - 10:19:13
Edirneli fotoğrafçı Selim Solmaz’ın kent yaşamından kaçmak için kurduğu çiftliği yavaş yavaş kabuk değiştirerek bir yaşam yerine halini aldı. Çok sayıda hayvan barındıran çiftlik, doğayı ve canlıları tanımak isteyen çocuklar için tam bir eğitim ve öğretim alanı. Solmaz, çiftlikte çocuklara bir yasak olmadığını belirterek “Hayvanlar çocuklar için bir oyun arkadaşı, büyükler için ise bir terapi” diyor.



Burada çocuklara yasak yok!

Edirne kamuoyu onu “Edirneli Mandıra Filozofu” olarak biliyor. 59 yaşındaki Selim Solmaz, yaklaşık üç yıl önce kurduğu Edirne Doğal Yaşam Çiftliği’nde 25 çeşit 500’e yakın hayvanla hayatını devam ettiriyor. Fotoğrafçı Solmaz’ın başlangıçta biraz da “kaçış yeri” olarak kurduğu çiftlik, artık onun “yaşam yeri”, kendi deyimiyle “başka bir yaşam denemesi.”

Solmaz’ın en çok istediği şeyse bu deneyimi çocuklara aktarmak. “Her çocuk bir hayvanla büyümeli” tezini savunan Solmaz’ın çiftliğindeki hayvanlar çocuklara hem oyun arkadaşı hem de farklı deneyimlerin kapılarını açan canlılar. Hazırsanız, Solmaz’ın “başka bir yaşam denemesi”nin hikayesini kendi ağzından dinleyelim. Okurken, mümkünse ayakkabılarınızı çıkarın ve çimlere basın! Çünkü bu çiftlikte çimlere basmak serbest. Gelene göre değil, kendi doğal akışına göre düzenlenmiş çiftliğe hoş geldiniz! Çiftliğin özünü “bir adamın bir yaşam biçiminden sıkılıp, bir yaşam biçimini reddedip yerine başka bir şey koyması” olarak anlatan Solmaz, “Yerine koyduğu şey de doğada bir köpekle (Duman) başlayan  serüven derken, 500’e yakın 25 çeşit hayvanla başka bir yaşam denemesi” şeklinde açıklıyor serüvenini kısaca.
“Zorlukları aşma gücünü sevgiden alıyorsun”

35 yıla yakın fotoğrafçılığın ardından aslında başka bir şeyi sevdiğini fark ettiğini söyleyen Solmaz, “İşimi iyi yapmışım tamam ama benim aslında sevdiğim şey buymuş. Onu fark ettim. Bu tabi seni mutlu ediyor. Bütün bunları mutlu olayım diye mi yapıyorsun hayır yaparken mutlu oluyorsun. Çünkü öyle peşin bir şey yok. Şunu yapacağım ve mutlu olacağım diye bir şey yok. O zorlukları aşma gücünü sevgiden alıyorsun” diyor.
“35 gibi hissediyorum”

Çiftlikte yaşamın toz pembe geçmediğini söyleyen Solmaz, buradaki mutluluğun küçük şeylerden ortaya çıktığını anlatıyor;  “Kışın eksi üç derece, sular buz tutmuş. Buradaki 500 hayvanı da sulamak zorundasın. Buzlu su içmemeleri lazım. Buna çözüm buluyorsun. Çözüm bulup, o hayvanları oradan kana kana su içerken gördüğünde mutlu oluyorsun. Mutluluk öyle bir şey. Bu da insana acayip bir dinamizm katıyor. İşte ben şu anda 59- 60 yaşımdayım, bazen 35 gibi hissediyorum. Ruhum öyle oluyor.”

Solmaz, sonrasında bu deneyimi daha fazla çocuğa aktarmak misyonunu edindiğini söylüyor. Bu arada kardeşi Nuri Solmaz da ona katılıyor ve birlikte buraya gelen çocuklara keçileri, tavukları beslemek, atla gezmek, köpekler sevmek, kedilerle oyun oynamak gibi deneyimler sunmaya başlıyorlar.
“Çocuk burada heyecanlanıyor”

“Buraya gelen bir çocuk ne yapar?” sorusunu ise şöyle yanıtlıyor Solmaz, “Ailesiyle münferit gelen bir çocuğa, dilimiz döndüğünce sorduğu sorulara cevap veriyoruz. Varsa korkusu yenmesine yardımcı oluyoruz. Çünkü sırf bu yönde kendini geliştirmiş köpeklerimiz var. Biz onları bu yönde geliştirmedik. Çocuklar onlara dokuna dokuna, çocukların ilk dokunacağı hayvanlar oldular. Çocuklar gitsin onlara sarılsın, ısırsın ağızlarını açmazlar, seslerini çıkarmazlar, korkutmazlar. Çocuk burada heyecanlanıyor. Keçiyi beslerken başka bir heyecan, oğlağı beslerken başka, eşeği beslerken başka bir heyecan duyuyor.  Onun bence parasal bir karşılığı yok. Buradaki bütün her yer yeşil. Çocuklar burada çoraplarını çıkarıp koşturabilir. Burada kendimiz yaşadığımız için ayağa zarar verecek bir şey yok ortalıkta. Ata binebilirler mesela. Bizim atlarımız çocuklarımız gibi. Ben çocukları gezdirirken atla konuşuyorum. Çocukların çok hoşuna gidiyor. Dinliyorlar bir süre sonra onlar da sohbet etmeye başlıyor.”
Çocuklara yasak yok

Solmaz ayrıca, çiftlikte çocuklara yasak hiçbir şeyin olmadığını söyleyen Solmaz, “Sadece burada çok fazla oyuncak yok. Birkaç salıncak var. Bir tane hamak var” diyor. Solmaz, çocukların burada yeşilde dolaşıp, hayvanlara bakma deneyimini yaşaması konusunda ısrarcı;  Ben hayvana yem verirken çocuklar beni izlesinler. Hayvanlar o sırada kıpır kıpır, hareketleniyor. Biraz gecikirsen huysuzlaşıyor, ses çıkarıyor, ayağını yere vuruyor. Bunları izlesinler. Bu başka bir oyun. Buraya geldiklerinde çocuklara oyun arkadaşı, büyüklere de kesinlikle terapi” ifadelerini kullanıyor.
“Para vermeleri şart değil”

Solmaz, hayvanların olduğu bölüme girişte 10 lira ücret aldıklarını ve karşılığında hayvanları beslemek için yem verdiklerini söylüyor ve ekliyor “İlla içeri girmeleri, 10 lira vermeleri de şart değil. Bu havayı teneffüs etsinler. Aldığımız ücreti insanlar “Orada bir tas yem veriyor, 10 lira” zannediyor. Hayır, öyle değil. Orada alınan bir tasın parası falan değil. Orada çocukların ödediği şey şu: Bir, bir cana dokunuyorsan, o cana bir katkın olacak. Bu bir ders. İki, orada o hayvanlara çocukların dokunabilmesi için onun arkasında çok ciddi bir emek var. Bu hayvanların kendi bakımları var, yemeleri içmeleri var. Bu hayvanların sağlık ücretleri var.”
AVM’lerde harcanan parayla kıyas edilemez

“İnsanların genel bir ücret almamıza takıldığını görüyorum. Bunu da anlayamıyorum. Bu mantığı anlayamadığım için buraya geldim” diyen Solmaz, “Çocukların bu kadar mutsuz olduğu ve tekdüze büyüdüğü bir yerde insanlar hemen şeye bakıyor? Hayvan sevmek için 10 lira alınır mı? Biz iki sene önce de 10 lira alıyorduk. Hala 10 lira alıyoruz. Biz bunu 12,5 yapmadık, 15 yapmadık. Niye? Daha fazla çocuk dokunabilsin diye. Onu da almazsak burada yaşayamayız.  AVM’lerde oyun alanlarında verdikleri paraların daha küçükleriyle buralarda çocuklarını mutlu edebilirler” şeklinde konuşuyor.
“Hep alma üzerine kurulmuş bir düzen var”

Çocukların hayvanlarla yaşadıkları deneyimin onları etkilediğini söyleyen Solmaz, “Bazı çocuklar bir sonraki gelişlerinde küçücük bir mama alıp geliyor, hayvanların yanına yine parasını verip giriyor ama ‘Ben onlara küçücük bir şey aldım’ deyip hayvanlara veriyor. Çocuğun kendinden fazladan onlara bir şey verme isteği ben bunu çok önemsiyorum. Çünkü toplamda hep alma üzerine kurulmuş bir düzen var. Alma üzerine algılanmış bir nesil var. Her şeyi onun hizmetine sunulmuş gören bir nesil var. Aslında biz hepimiz bir bütünün parçasıyız. O döngünün içinde alırken vermemiz de gerekiyor. Aslında bu orantı bire bir olmak zorunda değil. Ne kadar veriyorsan ve bunu başkası görmüyorsa aslında vicdanını o kadar temiz suyla yıkıyorsun.”
“Her çocuk bir hayvanla büyümeli”

“Her çocuk bir hayvanla büyümeli” tezini savunan Solmaz, “Bir kedi, bir kuş, bir balık, bir köpek neyse.. Bir hayvana dokunmalı, paylaşmalı onu hissetmeli. Anlamaya çalışmalı. Buna bir parça hizmet ederse yaptığımız şey tabi ki keyif alırız. Ayrıca ben buraya gelen grup çocuklara mesela programın sonunda soruyorum: ‘Sokakta gördüğünüz hayvana taş atacak var mı aranızda?’ Hiç yok. ‘Peki onlara su, yemek koyacak mısınız?’ ‘Evet.’”
“Hayvanla büyüyen çocuk kötü olmaz”

Solmaz, “Benim bir sözüm var burada gözlediklerimden çıkardığım bir söz; ‘Hayvanla büyüyen bir çocuk kötü bir çocuk olmaz. O damardan kötü insan büyümez’” diyor ve devam ediyor,  “Burada hayatına dokunduğumuz her çocuk değişiyor. Bunu buraya devamlı gidip gelen çocuklarda gözlemliyorum. Birkaç gelişten sonra değişiyor çocuk. Mesela ilk seferinde hayvana dokunuyor, yem veriyor ama bakıyorum arada tekmeliyor. Onu uyarıyorum. Bir daha uyarıyorum. Anlatıyorum.
Bir de çocuklar bencil büyüyorlar. Her şey onlar için. Yıkabilir, kırabilir dökebilir, kirletebilir. Hayır, öyle değil. Mesela ben diyorum çocuklara; bu hayvanlar sizin oyuncağınız değil, oyun arkadaşınız. Sadece siz oynamayacaksınız, onların da oynamasına izin vereceksiniz.”
“Şehrin çocukları faydalansın”

Amacının şehrin çocuklarının en yüksek oranda faydalanması olduğunu tekrarlayan Solmaz, Milli Eğitim ve yerel yönetimlerle bu konuda görüştüğünü anlatarak, “Milli Eğitim’in doğa ve hayvanla ilgili projeleri için ortaklaşa ne yapabiliriz diye konuştuk. Okullarda seminer verip vermeyeceğimi sordular. Veririm dedim bir karşılık da beklemem. Bunlar tabi Milli Eğitim Müdürlüğüne, yöneticilerine ne kadar ne katmaz bilemem ama öğrencilere çok şey katar. Milli Eğitim’in burayı değerlendirmesini isterim” diyor. Solmaz, toprağa ayak basan bir neslin, üzerindekini merak edeceğini böylece koruyacağını da savunuyor; “Koruma sevmekle başlar. Sevmezsen bir şeyi koruyamazsın ki.”
“Tezini burada yazan var”

Solmaz, çiftliğin sadece çocukları cezbetmediğini de söylüyor “Burası emekliler için de çok iyi bir yer aslında. Burada kitap okumaya gelen kadınlar var. Geliyorlar, çocuklar burada gezerken, çay söylüyorlar kitap okuyorlar. Tezini burada hazırlayan öğretim görevlileri var. Münferit, güzel şeyler oluyor.”
“Kendi ritmini bozmayan yerleşim”

Solmaz son olarak, işin özünü şu sözleriyle anlatıyor; “Özünde bu işin çekirdeğinde bir yaşamını bir yerden noktalayıp başka bir yere geçen bir insanın ya da iki insanın buradaki hayata bakışı var, çabaları var, emekleri var. Buraya gelen insanların bunu görmesini istiyorum. Çünkü burada bir emek var. Burada her tarafta bir dokunuş var. Her tarafta bahçe var. Ama böyle bir bahçe yok. Ve burada gelene göre düzenlenmiş, o baktığı zaman şunu görsün diye bir şey de yok. Mümkün olduğunca doğallığına dokunulmamış, doğanın içinde kalmış, doğanın kendi ritmini bozmayan bir yerleşim var burada.”






Kaynak: İlkyaz SAVAŞ 355 Kişi tarafından okundu.
Yazdır Yorum Ekle
1 2 3 4 5 Henüz puan verilmemiş

Yorumlar  ( 0 ) yorum
İlk yorumlayan siz olun. Yorum yapmak için tıklayınız.
Bu Kategoriye Ait Diğer Başlıklar
Güneren’den esnafa 3 öneri Güneren’den esnafa 3 öneri 11.12.2019
Kes, TEB Merkez Heyeti’nde Kes, TEB Merkez Heyeti’nde 11.12.2019
ETUS’tan QR kodlu uygulama ETUS’tan QR kodlu uygulama 11.12.2019
Fikirleri yarıştıran proje Fikirleri yarıştıran proje 11.12.2019
SpaMass Center fark yaratacak SpaMass Center fark yaratacak 11.12.2019
Sınırda PKK’lı operasyonu Sınırda PKK’lı operasyonu 11.12.2019
Cezaevlerinde ilaç sıkıntısı Cezaevlerinde ilaç sıkıntısı 11.12.2019
Fuhuşta şifre KUTU’ymuş Fuhuşta şifre KUTU’ymuş 11.12.2019
Engelliler Meclisi’ne eğitim Engelliler Meclisi’ne eğitim 11.12.2019
Gala turizme açılıyor Gala turizme açılıyor 10.12.2019
Anket
Edirne haberlerini nasıl ve nereden takip ediyorsunuz?

Yerel Gazete 58
Web Siteleri 88
Facebook 109
Twitter 6
Instagram 3
Youtube 8


Ankete 272 kişi katıldı
Tüm Yazarlar
Murat Savaş
Sükut
Murat Savaş

Recep Duymaz
Hatıra Kitabından Hatıralar
Recep Duymaz

Cüneyt Özdemir
Gümrük; bir ülkenin önsözü
Cüneyt Özdemir

Namık K. Döleneken
İsveç’te belediye başkanı olmak…
Namık K. Döleneken

Nefize Ramadan
Güzellik Nedir?
Nefize Ramadan
Künye
Arşiv
Sitene Ekle
Gizlilik Politikası
Rss Listesi
Video Galeri
Foto Galeri
Sinema
Firma Rehberi
Köşe Yazarları
Edirne
Keşan
Uzunköprü
İpsala
Havsa
Meriç
Enez
Süloğlu
Lalapaşa
Spor




Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberler izinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

© Copyright - 2005-2019 Edirne Gündem Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır.


Tasarım & Kodlama
Sabri KÖK
Sitemiz abonesidir.